6 Ocak 2014 Pazartesi
19 Mart 2013 Salı
TERAPİ
İnsanlar ne zaman iç dünyasının sesini dinler? kendini sorgular? kabuğuna çekilir? bunları yapmak için illaki bir şey mi yaşamak gerekir? Biliriz ki şuan içimizde yaptığımız hesapları daha önceden de yapmışızdır. Belki şimdikiyle aynı sonuca varıp farklı bir şey denemeye çalışmışızdır ama bir bakmışız ki attığımız kulaçlar bizi bir cm bile yerimizden oynatmamış... Şimdi ne yapmak gerek peki insan ikinci yanlışına ya da üzüntüsüne tekrar düştüğünde aynı yada farklı yoldan fark etmez ne yapması gerekir? Yine sünger çekip devam mı etmeli? Radikal bir kararla köklü değişikliğe mi geçmeli?
Tabi ki yaptıklarının kendince bir mantığı vardır. Ama bu mantık başkalarına da uyar mı kendisini ifade etmesini sağlar mı? Yoksa baştan aşağı onu yanlış tanımlar ve yanlışlar silsilesi peş peşe mi gelir? diyeceksiniz ki ne diyor bu şimdi? Neyin kafasını yaşıyor? Valla işte şuan tam bu kafadayım. En iyi tanıdığınızı düşündüğünüz kişi size bir gün öyle bir tavırla yaklaşır ki ne olduğunuzu anlamazsınız. Sizi yaptıklarınızla yargılar ve hep yanlış olduğunuzu en azından ona yanlış geldiğinizi söyler. Şaşırırsınız çünkü söyledikleri sizin için uygun cümleler değildir. Siz daha farklı hayaller amaçlar peşinde koşarken tüm çabalarınızın gereksiz olduğunu söyler. Boşluğa düşersiniz, kendinize bin tane soru sorarsınız ve en kötüsü de bazılarına net cevap veremezsiniz.
Dilemma! en kötüsü de bu işte! Ev, okul ve aşk hayatındakileri birbirine karıştırmamak gerek. Ama evdeki sorunlar beni etkiliyor oda aşkımı. Ya da aşkım okulumu. Yada okulumdaki sıkıntılar her ikisini... Dönüm noktalarını sevmiyorum. Çünkü hepsinde virajı iyi alamıyorum.
14 Mart 2013 Perşembe
KREM ŞANTİLİ KABAK TATLISI
Elimden geldiğince kendimi mutfak konusunda geliştirmeye çalışırım. sonradan fark ettim ki benim bayağı bir ilgim var mutfağa. Yemek yemeyi sevmemden kaynaklanıyor ki büyük ihtimal durup durup şunu da yapayım bunun tarifi nasıl demeye başladım. Babamın da aşçı olduğunu söylemeden edemeyeceğim bana el vermiş olabilir :). uzun zamandır bildiğim ama yapmaya fırsat bulamadığım bir tatlıyı sizle paylaşmak istedim. Belkide çoğunuz biliyorsunuz ama bu pratik tarifi bide benden öğrenin.( resmini koyamadım çünkü dayanamayıp yemişler.)
yarım kilo kadar kabak
1 paket krem şanti
petibör bisküvi 1 buçuk paket(kıvamına göre ekleme yapılabilir.)
2 su bardağı şeker
2 su bardağı kadar ceviz içi
1 su bardağı su ve bir adet limon
Kabağı 1 bardak suyla haşlayalım şekeri de ilave ederek. o sırada krem şantiyi de hazırlayalım ve dolapta bekletelim biraz. Kabaklar haşlanınca bisküvileri kırıp içine atalım ve muhallebi kıvamına getirelim ceviz içini de eklemeyi unutmayalım. Biraz bu karışımı da dinledirdikten sonra krem şantinin içine limon kabuğu rendeleyelim ve dikkat edelim beyaz kısmını rendelememek için.(o acı yapar.) Karışımı kare bir bor cama güzelce yerleştirip üzerine krem şantiyi yayalım ve bir saat kadar dolapta dinlendirip sonra güzelce servis edelim.
Afiyet olsun :)
5 Mart 2013 Salı
Yeni Bir Hayat
Bazen hiç ummadığınız anda hayat size yeni bir kapı aralar. Her açılan kapı tabi ki bizler için içinden geçilesi bir yer olmayabilir. İstemediğimiz bir işe girmekte bazen bizim için yeni bir seçenektir. Her gün yaptığımız rutinlerde neleri kaçırıyoruz, kimleri es geçiyoruz hiç düşündük mü? Telefonumuza gelen mesajlara bile bazen aldırış etmez oluyoruz, işte o an farkına varmadan hem kendimizden hemde çevremizden uzaklaşıyoruz. Bunun asıl sebebi de genelde kırgınlıklarımız oluyor. Yıllarımızı geçirdiğimiz insanlara yabancı olabiliyoruz maalesef. Aylardır oturup iki satır konuşamadığınız insanlar var mı? ya da onları sadece insan diye sınırlamayalım dostlarınız, kardeşim dedikleriniz var mı? diye soralım, kesin vardır! Belki küsmüşsünüzdür belki de küsebilmeyi bile becerememiş sadece dondurup bırakmışsınızdır ilişkinizi... Ama ne büyük kayıptır ki o dondurduğunuzu sandığınız ilişkiniz buzluktaki yiyecekler gibi uzun süre dayanmıyor. Aksine durdukça, bekledikçe yok oluyor. Tekrar dönüp baktığınızda elinizde hiçbir şey kalmıyor.
Şu dünyada en çabuk harcadığımız şeylerin başında dostluklar gelmeye başladı.(Benim gözlemlerim o yönde en azından). Farkında olmadan yaptığımız bencillikler büyük uçurumlar açabilir sevdiğimiz arkadaşımızla aramızda. Biraz daha özveri ve fedakarlık işin sırrı olsa gerek. Bunları kaybettiğimiz zaman, dostlarımızdan zamanla eski sevgiliden bahseder gibi bahsediyoruz... Ne üzücü değil mi? Sonrada paylaşabileceğimiz yeni bir hayat aramaya başlıyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)



.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
